Bir Alevinin hayatı.

Aslında çocukken ve hatta erkenliğe girdiğin dönemde pek bilmezsin “alevilik” ne demek.Özellikle benim gibi ’81 doğumluların o dönemlerinde bu kadar çeşitli medya organı ve mecrası bulunmadığı için mevzuyu aile içinde tartışılsa bile anlamazsın.

Aslında özellikle okulda çeşitli ayrımlara maruz kalırsın ama konuya vakıf olmağın için anlamaz geçersin,çocuksundur çünkü.

Sonra ne zaman ergenlik biter,içinde o durduramadığın karşı olma duygusu gelişir anlarsın farklı olduğunu ve anlarsın aslında yıllarca azınlık muamelesi gördüğünü.

Sorular sormaya başlarsın,anlamaya çalışırsın “nedir bu alevilik? ”

Öğrenince de kendini anlatma sürecin başlar,çünkü alevi olmayan arkadaşlarında anlamıştır konuyu ve sorular sorarlar.

“Alevilik ne demek?” , “siz dinsiz misiniz ?”, “Allah’a inanır mısınız?”,”anaşist olduğunuz,terörist olduğunuz doğru mu?”, ve en trajikomiği “mum söndürür müsünüz?”.

Bundan sonra hayat savunma ile geçer,ne zaman toplumsal bir olay olsa size maledilir.Ne zaman oy gerekir “sizden biri” olunur.

Ama çok az kimse aranıza gelip anlamaya çalışır sizi,hep bişeyler uydurup konuşurlar.

Alışırsın ama susmazsın.Saygı ve sevgi ruhunda vardır.Saldırmaz ama savunursun.

Ve rabbine bağlı kalıp, tüm gücünle savaşmaya devam edersin.