Banyodaki işi bittiğine göre artık kahvaltı zamanıydı,birazdan yine misafirler doluşmaya başlar diye geçirdi içinden.Son günlerde başına gelenler iştahının açılmasına sebep olmuştu,her zamankinden fazla yiyor ve farklı tatlar denemeye çalışıyordu.Genel insan davranışı bunun tam tersi olurdu ve bu durum onun şirazesine ek de uygun işey değildi.Rutinden sıkılmıştı ve değişikliğin süprizlerle dolu dünyasına girmek istiyordu.Korkularını aşmasının bir yolu olmalı diye düşündü ki zaten hep düşünmüyor muydu?Artık hayatına yeni birşeyler katmak için düşünmeliydi,ama ne kadar da zordu.Düşünme gücümü başka şekilde kullanmalıyım,bisiklet sürerken ellerini bırakmak gibi bırakmalıydı kendini ve önünde ne var diye düşünmemeliydi.
Kahvaltıyı hazırlarken bir yandan da pencereden dışarı kayıyordu gözleri,şehrin rakımı yüksek bir semtinde en üst kattaydı evi.Bunca yıldır penceresini dolduran manzaraya baktı,uzun kavak ağaçları nerdeyse onların evine kadar varmıştı.Yıllar öncesine gitti aklı,o kavaklardan 2 tanesini kocasıyla o dikmişti bahçeye ve yıllarca büyümesini beraber izlemişlerdi.Onca yıl geçmişti ve ağaçlar tüm haşmetiyle manzarasını yeşile bulamıştı.Ağaçların arkasında kalan o gri şehir manzarasını kapatmak istercesine dikiliyorlardı karşısında.Bundan sonra senin sırdaşın bizleriz anlat bize der gibi bakıyorlardı.