Bir prenses oturur,
Arabamın arka koltuğunda.
Pamuktan mıdır bilinmez.
Ama belli ki aşktan.
Kokusu akar kanatlarıma,
Kalbi atar damarlarımda.
Ağlar, güler.
Ama nasıl güler.
Dilindeki kelimeler hatırlatır
Mucizemi bana, uyandırır.
Kendime ve başkalarına yazılar
Bir prenses oturur,
Arabamın arka koltuğunda.
Pamuktan mıdır bilinmez.
Ama belli ki aşktan.
Kokusu akar kanatlarıma,
Kalbi atar damarlarımda.
Ağlar, güler.
Ama nasıl güler.
Dilindeki kelimeler hatırlatır
Mucizemi bana, uyandırır.
Ölenle ölünmüyor doğru.
Ama yaşanmıyorda.
Nereye çöküyor ise hüzün,
Dağılmıyor.
Bir cümle,hatta belki bir kaç kelime,
Fazla geliyor.
Yanlız kalmaktan çekinirken,
Sessizlik sırdaşın oluyor.
Onca kalabalık içinde bile,
Yokluğun farkedilmiyor.
Bir önemi var mı,emin değilim.
Suçlayacak bir hüzün,
Saklayacak bir geceye doğru,
Yankı yapan boş bir oda gibi,
Ne sığarsın,ne de kaçar.
Her anını hatırladığın,
Anlamı varlığın çok ötesinde,
Bir rüya gibi kısacık
Kaçak,yorgun, bıkmış.
Duygularım kapanıyor bazen
Sırt üstü yatarken,
Ve kapamışken gözlerini.
Ruhun ayrılıyor bedeninden.
Bir hafiflemenin ardından gelen,
Korkuya mahkum bir ağırlıktan,
Çaresizliktir artık ruhunda kalan.
Ne varsa artık benden öteye,
Kim demiş ise unuttuğum yalanları,
Son bir küslük yeter mi,bilmeden.
Mazinin boş bırakılmış sayfalarında
Neyi yazmaya utandıysam,
İnsafsızca hatırladım.
Ve düşerken içimdeki dehlize,
Unutuldu korkularım
Bir yıldırım düşer,
Ya da kötü bir rüya görürsün,
Sabah kahvaltıda;
Yumurtayı soyamazsın belki.
İçinden geçen en sudan sebep ne bilmem.
Bir bahane sığınağın olur.
Bir nefes çarpsın istersin nefesine.
Belki de üşenirsin kalkıp su içmeye.
Korkmak için nasıl gerekmiyorsa sebep,
Çağırmak sudan sebep.