Sessiz ve umutsuz bir anda,
Kendimi bir otopark sessizliğine bırakıyorum.
Yakalanınca yanan lambalar gibi,
Hiç hareket etmeden duruyorum.
Onlarca demir yığınının içinde,
Kanlı canlı bir kalp olmanın,
Pişmanlığını hissediyorum.
Kendime ve başkalarına yazılar
Sessiz ve umutsuz bir anda,
Kendimi bir otopark sessizliğine bırakıyorum.
Yakalanınca yanan lambalar gibi,
Hiç hareket etmeden duruyorum.
Onlarca demir yığınının içinde,
Kanlı canlı bir kalp olmanın,
Pişmanlığını hissediyorum.
Sanki erken geldi güz,
Biz baharı beklerken,
Kapıyı bile çalmadan,
Pata küte
Girdi içeri.
Yazlıkları çıkartmıştık halbuki ,
Yüksek dolap diplerinden,
Belli belirsiz bir ürperti,
Belki biraz hüzün,
Göğsümüze dolan nefesin,
Orda kalıp gitmemesi gibi.
Sanki erken geldi güz,
Biz baharı beklerken,
İnsan belki de hiç bir zaman sevmeyi öğrenemiyor,
Ama bir noktada sevmemeyi öğreniyor.
Sanki hiç olmamış gibi,
Geçmişte kalan her sızı.
Geldiğimiz gibi,
Gitmeyecekmişiz gibi.
Kalacak yerimiz,
Tutacak elimiz,
Sayacak günümüz,
Hiç umudumuz,
Başımızı kaldırıp,
Bakacak bir gökyüzümüz,
Yokmuş gibi.
Sanki hiç olmamış,
Ve hiç olmayacakmış gibi.
Söyleyemediğim şeyler var.
Dilimin ucunu çoktan geçen.
Kalbimi ağrıtan,
Karnımı sıkıştıran.
Söyleyemediğim şeyler var.
Ağızdan çıkması nafile,
Hatta yasak,
Ve de yanlış,
Söyleyemediğim şeyler var.
Dengemi bozan,
Yüzümü asan,
Göğsüme oturan,
Söyleyemediğim şeyler var.