Ahlak

Bir zaman makinemiz olduğunu hayal edelim.Bu makina ile tereddütsüz bir şekilde geçmişe dönmek istediğimiz aşikar olurdu.Ama asıl soru olan geçmişte hangi zamana dönmek ve neyi değiştirmek isteyeceğimiz noktası her daim bizi kısıtlardı. Bunun temel sebebini okuduğum bir kitaptaki bir cümle ile özetlemeye çalışayım. ” Eğer bir şeyi değiştirirseniz, aslında her şeyi değiştiririrsiniz”

İşin ahlâkî tarafı ise çoğunlukla insan algısı ile ilgili. Popüler bir örnek vermek gerekirse, eğer zaman makinanız ile geçmişte 1940’lı yıllara gider ve hitler’i öldürürseniz kahraman olursunuz. Ancak bundan yaklaşık 50 yıl geriye gider ve bebek adolf’u öldürürseniz cani olursunuz.

Ahlak kavramının bu ve bunun gibi binlerce örnekle çeşitlendirebileceğimiz gibi farklı yorumları vardır. Halihazırda bir kişiye ahlaklı ya da ahlaksız diyebilmek için toplumun bin yıllar içinde bilerek ya da bilmeyerek bize nakşettiği kurallara uygunluk temeldir.

Standartları olan bir kavram gibi görünse de aslında etrafımızı kaplayan çevre içindeki en sübjektif kavram olabilir. Her bir canlı varlık bunu tamamen kendi penceresinden yorumlar.

Pek tabi medeniyet kurulmaya başladığı günden bu yana “güç” sahipleri toplumsal düzeni kurmak ve sürdürmek adına her daim kanun ve kurallar türettiler.Bu durum yıllar içerisinde o kadar “normal” bir hal aldı ki bunlara karşı oluşan fikirler akıl ve mantık süzgeçinden geçmeden reddedildi.

Başta azınlık tarafından karşı çıkma fikri çoğunluk tarafından kabullenip yayılmaya başlayınca “normal” bir durum halini aldı.

Bu da bizi en başa döndürüyor.Ahlak kuralları dediğimiz her durum aslında güç sahiplerinin kendi iktidarlarını devam ettirmek için amiyane tabiriyle topluma yalakalık yapmaları ve toplumunda güç sahiplerinin gücünden faydalanmak için onlara yalakalık yapma amacı gütmesi sonucunda ortaya çıkan patalojik bir kısır döngüdür.

İnsanlar ve onların oluşturduğu toplum tüm bu kurallar silsilesini binlerce yıl boyunca kabul etmiş, değiştirmiş , zaman zaman karşı çıkmış ama hep kendini kısıtlamasına izin vermiştir.

Yorum bırakın