Yazar Arşivleri: Umut B.
Sevda
Daha ne kadar şiir yazılır?
Sevdaya dair.
Kaç kere daha ;
Akıtırsın içine geçmişi ,
Ve de geleceği.
Ne kadar sürer;
Bitmeyen keder?
Geçerken bir şekilde seneler,
Biter mi günler?
Nedir?
Nedir peki?
İç acıların toplamı.
Yazmaya utandığın,
Keşfetmeye kıyamadığın,
Nedir peki?
Düşenler yakandan.
Varmadığı dilinin,
Gitmediği elinin,
Nedir peki?
Sakladığın o bakla
Gelmediğin o akla,
Gitmediğin hatta.
Nedir?
Öyle
Tarifi yok.
Hatta imkansız.
Kırgın,
Kızgın,
Hazin,
Olmamış,
Olmayacak,
Belki de;
Hiç olmayan.
Kandırılmış,
Kanmış.
Bir damla gözyaşını bile,
Çok görmüş.
Aşkmış,
Meşkmiş,
Oymuş,
Buymuş,
Karışmış,
Toplamayı,
Başaramamış,
Düşünmemiş hatta,
Bir beş dakikayı bile;
Ayıramamış.
Görmüş,
Geçirmiş,
Adına;
Tecrübe denmiş.
Okumuş,
Yazmış,
Gezmemiş,
Tozmamış,
Bir kaç adımı,
Uzak sanmış.
Bugün
Bugün son günüm
Diğer günlerin aksine,
Doğmadı güneş.
Hiç bir yolcu varamadı ,
Umut ettiği yere.
Bugün son günüm
Bildiklerimin aksine,
Kış getirmedi beyaz örtüsünü.
Silinmedi yazılanlar.
Bugün son günüm
Gittiğim tarafın aksine,
Bu sefer bitmedi yol.
Yaş dökülmedi ;
Kimse düşmedi gözümden.
Kör
Hiç olmadığı kadar gerçek,
Hep olduğu kadar sahte.
Geçmişi bir kenara bırakmış,
Sonra unutmuş koyduğu yeri
Gezmemiş,tozmamış,
Yanılmamış hiç bir zaman.
Kim giyer yakası sararmış gömlekleri?
Kim umursar kendini,
Kendini göremeyecek kadar.
Hiç
Gelmedi aslında hiç aklıma
Bir gün cennete dokunmak.
Çıkmadı hiç aklımdan oysa ki,
Gitmek ve bir daha dönmemek.
Dündü ,yarındı belki de,
Bugün değildi ama yaşamak.
Hiç gelmedi aklıma,
Hissetmek cenneti.
Aklımdan çıkmadı,
Terketmek sensizliği.
Olumsuz
İç karartıcı bir sessizlik,
Hiç gerçekleşmemiş bir hayal,
Kimsesiz ölmüş bir beden.
Talihsiz bir kader,
Kararmış bir yüz,
Umarsız bir dava.
Doğru sanılan gerçekler,
Yanlışı görülen kimseler,
Sensiz geçen zaman.
Son
Bir noktada tüm şiirler bitecek,
Duygular içine çekilecek,
Hiç sevmemiş gibi olacak insan,
Aşkı unutacak.
Gözler kapanacak,
Bakmayacak birbirine,
Hiç yaşanmamış gibi olacak.
Gönül düşmeyecek;
Bir çift gamzenin tam da içine,
Gözyaşları kuruyacak,
Toprak kokacak kalpler,
Bahar bitecek , güz başlamayacak.
Başlıksız
Sonu düşünmek
Lüzumsuz canımın sıkıldığını bazı zamanlarda ölümü düşünürüm.Hatta daha da ileri gidip kendi ölümünü.İronik bir biçimde ölümü düşünmekten “ölümüne” korkarım. Yeryüzünde geçirdiğim bunca zaman içinde ölümün karşısındaki tek gerçek olduğunu düşündüğüm hayata tutunmayı seçtim hep. Kafamda ölüm sonrası olacakları kurgulayıp gözyaşı döktüğüm olmuştur elbet. Ancak sonrasında hep hayata “geri” döndüm. Kaçınılmaz olanı düşünmek ve ona değerli zamanının,minik bile olsa, bir kısmını ayırmak amaçsız acı devşirmekten öteye gitmiyor ne yazık ki. Aslolan yaşamak, yaşatmak ve hakkını vermek hayatın.
Batıl inançlarınız var mı?
Ters terlik
Hazin
Varolmayı tahmin etmek gibi her adımım.
Onu sorgulamaktan öte,
Vazgeçmeye yakın.
Yokluktur çaresi belki,kimbilir,
İki adım yolu yürümeye üşenmek .
Hiç olmadı aslında varlığım.
Hiç yazılmadı.
Sordum mu hiç bilmiyorum ama;
İstemeden cevapladım.
Sorgu gibi her şey.
Her varoluşta , hazin bir yok oluşa davet.
Basit sorular
Hiç sordun mu neden diye?
Öyle miydi gerçekten.
Aslında neydi?
Ya da ne değildi?
Sormadan edemedin.
Tutamadın kendini
Yaradı mı kelimeler?
Bitti mi sorular?
Bilip bilmeden
Ben hep seni sevdim.
Başka ellerde,
Başka gözlerde,
Kimbilir;
Belki başka dillere
Hep ben seni sevdim.
Bambaşka alemlerde,
Bambaşka dillerde,
Kimse bilmez;
Bambaşka şehirlerde.
Seni ben hep sevdim.
Başkalaşmış sevdalarda,
Başkalaşmış hicranlarda,
Bilip bilmeden;
Başkalaşmamış her anımda.
Kavga
Bu toprak
Bu su
Bu gökyüzü
Hiçbiri susmadı
Hiçbiri susmayacak
Duracak hep karşısında
Hep konuşacak
Bağırarak hatta
Bitmeyecek bu kavga
Susmayacak dilimiz
Kıracak belki dökecek
Yara alacak belki
Ama durmayacak
Sevdamız bitmeyecek
Düşüyorum
Düşüyorum,
İtiyorsun beni kendinden.
Korkuyorum,
Kayboluyorsun birden.
Acıyorum,
Çıkmıyorsun içimden.
Susuyorum,
Ses vermiyorsun yerinden.
Gidiyorum,
Sevmiyorsun derinden
Boşuna
Seni görmediğim gün,
Boşa doğuyor güneş.
Boşa batıyor hatta,
Kızıla çalıyor gökyüzü,
Karanlığa yanaşıyor.
Seni görmediğim gün,
Uyku inmiyor gözlerime,
Susmuyor sesler.
Seni görmediğim gün,
Boşa doğuyor güneş.
Zalim
Bir gülüşün yeterdi oysaki,
Nedir zor olan bilmeden,
Olmadı anlamadan.
İtiraf etmek kolaydı oysaki,
Bir ayna yeterdi,
Anlamaya olanı.
Bir gülüşün yeterdi oysaki,
Karardı geçmiş, karardı gelecek,
Hiç olmayacak bir hayaldi,
Bitti hercai.
Sen
Sen;
Güneşim ve suyum.
Kalbime akan,
Her kan damlası.
Gözümün gördüğü ve görmediği,
Her ışık hüzmesi.
Akan ve içimde kalan,
Her damla yaş.
Pişmanlığımın ahiri ve de başı.
Ne söylesem az biliyorum.
Ama söylemek istemiyorum.
Sen;
Güneşim ve de suyum.
Uzak
Sen uzaktayken
Odayı hep sıcak tuttum.
Gelmeyeceğini bile bile,
Açık tuttum,
Tahta kapıyı,
Sen uzaktayken,
Aramadı gözlerim,
Kalbim atmadı.
Sen uzaktayken,
Akar sandım gözümden,
Ağrılı yaşlar,
Akmadı,
Hep sıcak tuttum odayı.
Sen uzaktayken,
Bile bile olmayacağını.
Kim kime dum duma
Sen hiç kendine,
Kendi kendine,
Kendini
Hatta diğerlerini,
Kendince kaybettiğinde.
Sen hiç düne,
Belki de bugüne,
Bugünü
Hatta yarını,
Hatırladığın da.
Sen hiç bana,
Benden sana,
Beni,
Hatta seni,
Sevdiğinde
Gibi
Hiç olmamış gibi
Olağan ama doğal değil gibi,
Oltaya gelmiş anlamaya çalışır gibi,
Olgunlaşmış ama reddeder gibi,
Olmuş ama bitmemiş gibi,
Olur ama olmaz gibi.
Olmuş Bitmiş
Hiç olmayana,
Hiç bir zaman olmayacak olana,
Hep olana
Ve
Olmuş olana.
Oldu bittilere,
Olmuşa,
Ölmüşe
Olan bitene
Olağan olmayana
Olağanüstü olana,
Olur olmaz her ana,
Hayaller ve Hayatlar
Son zamanlarda özellikle “beyaz yaka” olarak nitelendirilen topluluk üzerinden mutsuzluk aforizmalarına rastlıyorum.
Filmlerde,dizilerde ve tabi ki sosyal medyada bu duruma örnek teşkil edecek yapım ve paylaşımlar bolca karşınıza çıkabilir.
Özellikle bir filmde geçen şu söz durumu özetliyor; ” Hayallerinden vazgeçmek için aldığın ilk maaş ne kadar dı ? “
Konuya “hayaller” üzerinden bakarsak bunları gerçekleştirmek için gerekli maddi kaynakların nasıl sağlanacağı sorusunu sormak gerekiyor.
İçinde yaşamaya çabaladığımız dünya düzeninde herhangi bir “hayale” ulaşmak için maddi kaynak gerekiyor.
Bunun tersini savunanlar da olabilir mutlaka ama en ibdidai şart için bile bir miktar para gerekiyor.
Bu durumda hayallerimizi gerçekleştirmek için önümüzde fazla seçenek kalmıyor. Ya o ” sevmediğimiz’ işlerimizde çalışmaya devam edeceğiz ya da daha önce çalışıp para kazanan aile büyüklerimizden kalan mirası harcama yoluna gitmek zorunda kalacağız.
Konuya ” hayalleri satmak” açısından değil de bu hayalleri gerçekleştiricek kaynağa ulaşmak olarak bakarsak hepimizin içi rahatlatacaktır diye düşünüyorum.
Kapitalizmin son iluzyonu olan sosyal medyada çok vakit geçirenleri yine aynı sosyal medya üzerinden eleştirmek gibi çalışıp para kazanmayı ve hayatını idame ettirmeye çalışan insanları da gerçekleşmeyen hayaller üzerinden eleştirmek aynı riyakar çelişkiyi yaşayanların heyezanından başka bir şey değil
Bir insanın hayallerini gerçekleştirmek için para dışında başka şeylere de ihtiyacı vardır. Bunların başında zaman gelir. Zaten “hayallerini satmak” söyleminin temeli de bu durum oluşturur.
Çalışan ve para kazanmaya çalışan nerdeyse her insan zamanının çoğunu bu eylem için harcamak zorunda olduğu için hayallerini gerçekleştirmek için az zamanı kalmaktadır.
Kalan bu az zamanın nasıl değerlendirileceği de tercihlere bağlıdır. Bazı insanlar ev insanıdır bazı insanlar sokak bazıları ise doğal hayat insanı.
Bu seçim insanların hayallerinden ve içlerindeki isteklerden şekil alır. Bir takım insan evden çıkmadan ve gün içinde neredeyse hiçbir şey yapmadan durabilir. Bu durum o insanın hayallerini gerçekleştiremediği anlamına gelmez. Bu o insanın enerjisinin ve isteğinin bu olduğunu gösterir
Her an
Hayatımın bundan sonraki her anında,
Ve hiç bir anında.
Yaşadıklarımda ve yaşamadıklarımda,
Hatta yaşamak isteyip yaşayamadığım,
İstemeyip yaşadıklarımda.
Hepsinde ve hiç birinde.
Her seferinde.
Dururken ve giderken,
Hatta durup dururken,
Gitmek isteyip kalırken,
Kalmak isteyip ayrılırken.
Düşerken ve kalkarken.
Yalpalayıp düzeltirken.
Düzgün sanıp bozulurken.
İnanırken ve şüphe ederken,
İhtiyatlı olup, düşünmeden yaparken
Kazarken ve çıkarırken,
Gömülürken ışıksız kalırken.
Bitsin
Artık bitsin bu ,
Bitsin ki devam etsin.
Sürsün nefes almadan.
Bitmesine yakın hatta,
Yeniden başlasın.
Gözlerimizde yaş olmadan,
Kalplerimizde kırık olmadan,
Olan hiç bir şey olmadan,
Bitsin bu.
Kavramak
Kavrayamadığım bazı durumları,
Unutmaya yeltendim,
Karanlık bir sinemada,
Yalnız film izler gibi,
Mutsuz ama huzurlu bir andı.
Hiç kırmadım hayallerimi,
Sarıldım hatta onlara,
Yenildim çoğu sefer,
Yıldım vazgeçtim hatta,
Bir damla yaş,
Belki daha fazlası,
Teslim ettim kendimi,
O karanlık yalnızlığa,
Bir dizi hıçkırık,
Ardından doğan güneş ile;
Kavradım yalnızlığımı .
Kızgınlık
Hiç konuşmamış gibi,
Susmayı iyi bilen bizler,
Bulaştırdık her şeyi yine,
Kalın çizgilerimize.
Hiç susmamış gibi,
Anlaşmayı beceremiyen bizler,
Sildik her şeyi yine,
Tüm inceliklerimizle.
Ahlak
Bir zaman makinemiz olduğunu hayal edelim.Bu makina ile tereddütsüz bir şekilde geçmişe dönmek istediğimiz aşikar olurdu.Ama asıl soru olan geçmişte hangi zamana dönmek ve neyi değiştirmek isteyeceğimiz noktası her daim bizi kısıtlardı. Bunun temel sebebini okuduğum bir kitaptaki bir cümle ile özetlemeye çalışayım. ” Eğer bir şeyi değiştirirseniz, aslında her şeyi değiştiririrsiniz”
İşin ahlâkî tarafı ise çoğunlukla insan algısı ile ilgili. Popüler bir örnek vermek gerekirse, eğer zaman makinanız ile geçmişte 1940’lı yıllara gider ve hitler’i öldürürseniz kahraman olursunuz. Ancak bundan yaklaşık 50 yıl geriye gider ve bebek adolf’u öldürürseniz cani olursunuz.
Ahlak kavramının bu ve bunun gibi binlerce örnekle çeşitlendirebileceğimiz gibi farklı yorumları vardır. Halihazırda bir kişiye ahlaklı ya da ahlaksız diyebilmek için toplumun bin yıllar içinde bilerek ya da bilmeyerek bize nakşettiği kurallara uygunluk temeldir.
Standartları olan bir kavram gibi görünse de aslında etrafımızı kaplayan çevre içindeki en sübjektif kavram olabilir. Her bir canlı varlık bunu tamamen kendi penceresinden yorumlar.
Pek tabi medeniyet kurulmaya başladığı günden bu yana “güç” sahipleri toplumsal düzeni kurmak ve sürdürmek adına her daim kanun ve kurallar türettiler.Bu durum yıllar içerisinde o kadar “normal” bir hal aldı ki bunlara karşı oluşan fikirler akıl ve mantık süzgeçinden geçmeden reddedildi.
Başta azınlık tarafından karşı çıkma fikri çoğunluk tarafından kabullenip yayılmaya başlayınca “normal” bir durum halini aldı.
Bu da bizi en başa döndürüyor.Ahlak kuralları dediğimiz her durum aslında güç sahiplerinin kendi iktidarlarını devam ettirmek için amiyane tabiriyle topluma yalakalık yapmaları ve toplumunda güç sahiplerinin gücünden faydalanmak için onlara yalakalık yapma amacı gütmesi sonucunda ortaya çıkan patalojik bir kısır döngüdür.
İnsanlar ve onların oluşturduğu toplum tüm bu kurallar silsilesini binlerce yıl boyunca kabul etmiş, değiştirmiş , zaman zaman karşı çıkmış ama hep kendini kısıtlamasına izin vermiştir.
Başka zaman belki
Hadi artık kabullen,
Hiç durma silkelen
Hatta geç kendinden,
Ne farkeder ki;
Giden ve de gelen.
Hadi artık kabullen.
Hadi tekrarla gülmeden,
Ne zaman ve nerde düşünmeden,
Her daim sen ve ben
Belli
Söylemek istediğim kelimeleri sana,
Sığdıramıyorum hiç bir zamana.
Gözlerim kamaşıyor,
Hatta doluyor bazen.
Hiç bir yol çıkmıyor artık belli
Kapanmış kapılar,
Ruhuma dolmuş acısı.
Otopark
Sessiz ve umutsuz bir anda,
Kendimi bir otopark sessizliğine bırakıyorum.
Yakalanınca yanan lambalar gibi,
Hiç hareket etmeden duruyorum.
Onlarca demir yığınının içinde,
Kanlı canlı bir kalp olmanın,
Pişmanlığını hissediyorum.
Erken
Sanki erken geldi güz,
Biz baharı beklerken,
Kapıyı bile çalmadan,
Pata küte
Girdi içeri.
Yazlıkları çıkartmıştık halbuki ,
Yüksek dolap diplerinden,
Belli belirsiz bir ürperti,
Belki biraz hüzün,
Göğsümüze dolan nefesin,
Orda kalıp gitmemesi gibi.
Sanki erken geldi güz,
Biz baharı beklerken,
Öğrenmek
İnsan belki de hiç bir zaman sevmeyi öğrenemiyor,
Ama bir noktada sevmemeyi öğreniyor.
Gibi
Sanki hiç olmamış gibi,
Geçmişte kalan her sızı.
Geldiğimiz gibi,
Gitmeyecekmişiz gibi.
Kalacak yerimiz,
Tutacak elimiz,
Sayacak günümüz,
Hiç umudumuz,
Başımızı kaldırıp,
Bakacak bir gökyüzümüz,
Yokmuş gibi.
Sanki hiç olmamış,
Ve hiç olmayacakmış gibi.
Şeyler
Söyleyemediğim şeyler var.
Dilimin ucunu çoktan geçen.
Kalbimi ağrıtan,
Karnımı sıkıştıran.
Söyleyemediğim şeyler var.
Ağızdan çıkması nafile,
Hatta yasak,
Ve de yanlış,
Söyleyemediğim şeyler var.
Dengemi bozan,
Yüzümü asan,
Göğsüme oturan,
Söyleyemediğim şeyler var.
Seyrüsefer
Bir yürüyüş esnasında,
Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen,
Aslında hiç başlamamış,
Bu soluk seyrüsefer.
Bir aşk esnasında,
Hiç kalbin teklemememiş gibi gelen,
Aslında çok korktuğun,
Hiç görmediğim belki de,
Bu sükun seyrüsefer.
Bir bakış esnasında,
Hiçbir zaman bakmamış gibi gelen,
Aslında gözünü ayırmadığın,
Bu belli belirsiz seyrüsefer.
O gün
Bir sonraki güne,
Hiç düşünmeden,
Hayallerini gerçeğe,
Hatalarını yalana dönüştürmüş ,
Seni kendine getirip,
Renkli bir diyara götüren,
Mavi,
Yeşil,
Hatta kırmızı,
Kırpmadan gözlerini,
Açmadan avuçlarını,
Ağlamadan,
Çok da güldürmeden,
Seni sen olduğun,
Kimseye ne olduğun,
Çok sevdiğin,
Hiç görmediğin,
Hep istediğin,
Sabahları karanlık,
Geceleri zifiri,
O güne uyanmanı,
Zerk eden damarlarına,
O gözlerin olsun.
Artık
Her bir zerresinde fikrimin.
Adanmış her bir zamanda,
Güneşin gözümü aldığı,
Gecenin içime işlediği,
Her saplanan bıçak darbesinde
Yaramın.
Kaldır beni artık,
Tökezlediğim bu hemzeminden.
Al artık gönlüne,
Hadi artık.
Hiç
Hiç bir sevda;
Yazmadı kendini,
Kendi kendini.
Sormadı kimseye;
Hiç kimseye.
Belki aldı,
Aklını başına.
Ama sevmedi;
Gerçekten hiç.
Yalan söyledi;
Belki de hep.
Sonra öldü,
Gömülmeden toprağa
Çıkmaz sokak
Geri dönsem yine,
Gittiğim sokaklardan
Bulur muyum yine seni
Bıraktığım sokaklarda
Kaybolur muyum yoksa,
Hiç görmediğim ;
Çıkmaz bir sokakta.
Belki sonra gelir aklıma,
Vedalaştığım seninle sonra.
Kalırım o çıkmaz,
Sonsuz çıkmaz sokakta.
Çare
Çaresizliğime dayanmıyor kelimeler,
Teker teker düşüyorlar mısralarımdan.
Sabrımın sınırları varken bile,
Tutamadım gidenleri,aciz kaldım.
Akan yaşlarımın ardından,
Yanaklarıma döküldü izleri,
Sözlerimi anlarken bile,
Sustum sessiz kaldım.
Mevsim Kar

Çorak
Öyle içlenirsinki,
Söküp atmak istersin,
İçindeki her bir zerreyi.
Hiç bir sevda avutamaz belki,
Düşündükçe battığın gerçeğini.
Her cümleye bir anlam
Her kelimeye bir hareket yüklersen eğer
Durulmaz için hatta dışın,
Kavrulur çorak topraklarında.
Her
Mavi
Kapadım gözlerini mavi gözlerine.
Hiç şaşırtmadı hayalim, gördüklerimi.
Açmalıyım belki kimbilir gözlerimi,
Gök mavinin derinliğine ya da serinliğine denizinin.
Açtım gözlerimi sonra, kapatmadım bir daha,
Sana ve hiç kimseye bir daha asla.
Bırakmadım
Hiç bırakmadım seni sevmeyi.
Vazgeçmiş gibi görünebilirim ama,
Bırakmadım.
Sonbahara benzeyen bir soğukluk belki.
İlk gün ki gibi değil belki ama
Bırakmadım.
Toprak,hava ya da neresi dersen de;
Her bir ahir mekanda,
Ne varsa özlemeye dair,
Senin varlığında
Bırakmadım
Hiç bırakmadım seni sevmeyi,
Hayat
Sakladım kendimle ilgili her şeyi.
Gömdüm karanlık topraklarıma.
Sessiz bir sükunet çöktü sonra,
Hiç bitmeyen yanlızlığıma.
Özüme döndüm hatta,
Kırık dökük ama orda,
Hiç başlamamış gibi duran;
Fütursuz hayatıma
Sakin
Ateşle oynayınca, yandı ellerim.
En çokta kalbim.
Bitti feryadım,hatta figanım.
Çok sevmiştim seni oysa ki;
Eminim
Yandı ellerim,en çokta kalbim
Sürdü esaretim,hatta kilidim
Çok bekledim seni oysa ki.
Eminim.
Yandı ellerim,en çokta kalbim.
Geçti rüyalarım,hatta düşlerim.
Çok kızmıştım sana oysa ki;
Sakinim.
Anne
İnsan ne zaman düşer sevdaya
Ya da ne zaman alışır?
Sormak bile anlamsızken hala,
Çevirirdim bakışımı sana.
Açmadım gözlerimi inan bir daha.
O ilk açışımdan sonra.
Hakk
Başlarda kaçamak olan bir sevdaya dair,
Ne geçiyorsa aklımdan.
Başını eğme sakın
Ne de olsa kendini kandırdığın.
Ömrümün her anında
Arayıp da bulduğum,
Sonrada fütursuzca kaybolduğum
Acıklı bir sevdanın,
Beklenmeyen tezahürlerini yaşıyorum hep.
Ne senden kaçıyorum,ne sana koşuyorum.
Her yok oluşunda kalbimin,
Bir kez daha yaşıyorum seni,
Kurtuluşum olurdu belki de
Hakk’a yürüyüşüm
Sabah
Sen benim sabahımdın,
Aydınlanmaya yeni başlamış gökyüzünde,
Uzaktan görünen ay idin.
Kim sevmezki mahrurluğu,
Ha işte,sen benim açılmayan gözlerimdin.
Sen benim sabahımdın,
Güneş boy verirdi suretinde,
Gölgeme bile hasret iken şu an,
Yerdeki gözümdeki silüetimdin.
Unut
Biliyor musun bilmem
Seni hiç unutmadım.
Tüten her neyse burnumdaki
Sevdama yazdığın her neyse
Bir göz kırpması uzaktaki kim ise
Attığın çizikleri, kırdığın her bir şeyi
Biliyor musun bilmem.
Tutsa bile döneceğin,
Hatta atsa bile kalbin
Seni hiç affetmiycem.
Muhtaç
Kapadım gözlerimi,
Açtım.
Bir sessizlik,
Sonrası malum.
Karanlıktı,
Aydınlığa muhtaçtı.
Sonbahardı,
Sarıydı ama yanlızdı.
Açtım gözlerimi,
Kapadım.
Bitti sözlerim,
Titredi ellerim.
Yalnızdı,
Neye muhtaçtı ?
Kimsesizdi ve dalgındı.
Yürüyorum.
Yürüyorum,
Şehrin beyazı çalınmış,
Siyahı solmuş,
Yalancı grisine.
Akşamdan kalma hayallerim,
Açamıyor gözlerini aydınlığa.
Yürüyorum,
Bir güvercin kesiyor yolumu,
Aldırmıyor zayıf adımlarıma.
Kayboluyor semada,
Yürüyorum.
Her kaldırım taşı,
Her hemzemin ,
Yaklaştırıyor beni,
Kararsız karanlığıma.
Yürüyorum.
Ne denirse denmiş,
Susmak gerekiyorsa,
Öne eğilmiş başıma,
Aldırmadan yalnızlığa,
Yürüyorum.
Ne sözler verdim,
Kimini tuttum,
Kimini bıraktım
Hatırlamadan,
Yürüyorum
Kayıp bir beyaza,
Tatsız bir siyaha,
Sahipsiz bir griye doğru,
Yürüyorum.
Bak
Hayat her gülümsediğinde sana,
Dön bir bak,
Medet uman ruhun,
Bulmuş mu umduğunu,
Bir bak.
Yıldızlara bak,sonra toprağa.
Sonbaharı dinle,
Çek mevsimini içine.
Geçmişine bak,
Kapat gözlerini sonra,
Anılarına bak.
Hiç bitmeyen,
Bayatlamış umutlarına bak.
Dik gözlerini geleceğe,
Gözlerinin içine bak.
Sor içinden geleni,
Verdiği cevaplara bak.
Sonra dön kendine tekrar,
Kendi rengine bak.
Sağol
Sessiz bir çığlık gönderdim boşluğa,
Kayboldu cümlelerim.
Ama hiç pişman değilim.
Kimdeyim,nerdeyim,kendimdeyim.
Umutsuz bir rüya peşindeyim
Ama hiç pişman değilim.
Kararsa bile gözlerim.
Ordayım, burdayım,her yerdeyim
Tutunamasa hatta ellerim.
Sussa bile dillerim,
Ama hiç pişman değilim.
Çok teşekkür ederim.
Genelde çok özür dilerim,
Ağlarım,giderim, gelirim,
Belki de severim
Hiç pişman değilim
Aynı
Hep aynı gece,
Hep aynı tat dilimde,
Aynı ses, aynı nefes,
Hep aynı karanlık.
Hep aynı hece,
Hep aynı iz gerimde,
Aynı düş, aynı düşüş
Hep aynı; sadık
Suret
Eski olan her bir surette,
Kendine kızmış,
Gamsız bir sevda yatar.
Taşımaya çalışmak,
İlerletmek,
Hatta yok etmek
Bir savaştır içinde.
Ateşe attığın
Kül suretinde geri döner
Unutmaya çalıştığın,
Düş şeklinde can bulur.
Hesap
Hiç mi sevmedin yanlış olanı;
Ha işte ona say.
Kötü düşünmedin mi hiç,
Dedikodu mesela,
Hiç yapmadım mı ?
Arkanı dönmedin mi,
Karanlık bir sokakta yürürken yalnız,
Korkmadın mı gölgenden.
Söylenen sözleri,ard etmedin mi gözünde
Onlara say.
Seni sevenlere yapmadın mı hiç
Seviyormuş gibi.
Vicdanın ne durumda bilmem ama,
Uykusuz kalmadın mı hiç.
Uykusuz bıraktıklarını hiç,
Arada belki düşündün mü?
Ha işte tam da ona say.
Onlar
Şimdi söylenmesi gereken tüm cümleler,
Kim bilir neredeler.
Sözler ve gerçekler,
Seninle yazılmaya başlanmış,
Yarım kalan şiirler.
Anlamsız bazı dizeler,
Düşünmeye başladığın zamanlar
İnanılmaya yüz tutmuş korkular.
Seninle kurulmaya başlanmış
Gerçekleşmeyecek hayaller.
Dönme
Yıkıldı tüm hayaller,
Hiç bir düş kalmadı geriye,
Artık ağlasan bile nafile,
Hem kendini hem de beni bile bile
Attın o cılız ateşine.
Şimdi kime ne dersen de,
Olmuyorsa çek sineye,
Hatta düş daha derine.
Kimde,sen de ya da ben de,
Kal orada bence
Ama dönme.
Sosyal Medya
Instagram : hayatvesectikleri
Twitter:@ HSectikleri
Galiba
Hiç aklıma gelmezdi asla.
Sevgi,nefret hatta
Gülünç belki,belki şaka.
Neydi giden zemin ve feza.
Neydi zor olan?
Kalmak mı, kaçmak mı yoksa.
Yüzüm düşer, kalırım bir başıma
Vazgeçerim ancak,bakamam yüzüne bir daha.
Su
Hiç su içmedim bugün.
Varlığımı oluşturan tozları,
Yoktu uçurmanın alemi .
Sessiz bir öksürük belki.
Kimliği belirsiz bir koku gibi.
İçi kurumuş bir ruh hali.
İçimizden biri
Dönüp bakmadığın, karanlıktan gelen o ses,
Korktuğun ama itiraf edemediğin o düş,
Çok istediğin, ayıp hayalin,
Kurmaktan imtina ettiğin cümleler,
Özgürlüğünü paylaştığın insanlar,
Kırmadığın taştan kalpler,
Adım atmaktan korktuğun, heyecanını sakladığın ;
Sevimsiz karanlık tarafın.
Halen
Göremediğin,
Hiç gitmediğin,
Düşlerinde bazen,
Karanlığına rağmen,
Görsen zaten,
Bir şans vermeli,
Her kalp atışı,
Hayattır halen.
Kendi kendine
Sanki kendiliğinden gelişmiş,
Tutmasam kopacak;
Kopmasa da sıkacak,
Mavi,serin bir yaz gecesi.
Ürpertimin titrek elleri,
Gözlerimin koyu rengi,
Kendiliğinden oluşmuş sanki,
Kalbimin kırık duvarları.
Belki de
Gelmiş geçmiş en büyük kalp ağrısı.
Her yutkunduğunda kabaran boğazına,
Düğüm düğüm olmuş geçmişin.
Gelmişine ve de geçmişine,
Hatta şimdisine.
Kururken gözlerinde yaşlarım,
Gelmiştir belki de,
Vakti vazgeçmenin.
Kor
Bastığında çorak bir toprağa,
Bilirsin nedir körelen ?
Ve bilirsin nedir kör olan ?
Her kül olan yaprak tanesinde,
Yanandır içimizde kor olan .
Sarı Kelebekler
Kelebekler uçar sıkça,
Renksiz bahçelerimde.
Sonbahar gibi gizli,
Onun gibi sarı kelebekler
Bencillik/2
Bencil insanların bir problemi de kendilerine karşılıksız yapılacak olan iyilikleri reddetme eğilimleridir.
Bu kavramın kendisiyle çelişse de “karşılıksız iyilik” diye bir kavramın varlığından yoksun oldukları için karşılığında vermeleri gerekenleri düşündükleri için bu teklifleri reddederler.7
Bu süreç içerisinde eğer ki bir yarar farkederler ise de buna yapışırlar. Çok bariz bir tepkileri de iyiliğin kesilmesi halinde karşı tarafı suçlamaları ve manipüle etmeye çalışmalarıdır.
Bencillik
Asla değişmeyecek fikirlerin,davranışların,zevklerin değişebileceğine inanmak boş bir hevesten öteye gidemiyor. Düşünceme göre bencillik insanlarda doğuştan gelen bir özellik yerine bir keşif.
İnsanlar bir süre sonra bu duygunun verdiği haz ile diğer tüm insanları yok sayan bir seviyeye çıkıyorlar.Bunun yanında bunca zaman savundukları fikirleri, davranışları ve zevkleri artık aynı hazzı vermediği zaman ivedi bir şekilde terkedecek kadar da riyakarlar.
Bir süre hatta bir an çok zevk aldıkları bir durumu terkettikten sonra bu davranışı devam ettiren çevredeki diğer insanları da acımasızca eleştirmekten akabinde de ilişkilerini koparmaktan da çekinmeyen ve bu durumu bir kayıp olarak görmeyen hastalıklı bir yapıları var.
Bencillik insanlığın tedavi edilemez bir hastalığı.Maalesefte bu hastalığın aşısı, ilacı ve ya tedavisi yok.Çünkü olayın kendisiyle çelişen ironik durum nedeniyle bunu tedavi etmekte yine aynı insanların elinde.
Ancak bu durumda süreç devam ederken amacın yine bencilce olması nedeniyle sonuçsuz ve tedavisiz kalıyor.
Bugün
Bugün günlük rutinimden hiç bir şey yapmak gelmedi içimden.Erkenden girdim yatağa.Kendi etrafımda yaptığım bir kaç dönüşten sonra anladım ki gelen uyku degil.Gelen derin bir efkar.
Sadece sesini duyduğum bir denizin kenarındaydım.Işık yok,ay yok, yakamoz yok, deniz yok.
Ayağa kalkmaya çalışmak nafile,oturmaya çalışmak boş.Tek isteğim bir ışık,bir iz. Kendimi aydınlığa ulaştıracak bir yol.
Varmaya çalıştığım her durakta, karanlıkta kayboldum.Kafamı kaldırmadan daha yoruldum .
Öyle
Seni hiç özlemedim.
Yazmadım defterlerime.
Gözlerindeki o karartıyı,
Görmedim.
Seni hiç özlemedim.
Canımın yanmasını geçiştirdim.
Sözlerindeki o gerginliği
Sezmedim.
Seni hiç özlemedim.
Kafamı çevirip bakmadım.
Düşlerimdeki o tehlikeyi.
Affedemedim.
Takip
Pişman
BGKO
Hangi zamandı bilmem.
Hangi kabustu uyandığım
Hangi rüyaydı daldığım.
Sormadın hangi hayal kırdığım.
Hiç bilmem hangi duaydı
Bilmem hangi günahı
Farketmedim hangi sıraydı
Affettin beni hangi hatayı
Yeni Doğmuş
Avuçlarından kayarken.
Aslında tutmaya uğraşmadığın
Hiç mi sevmedin diye sorarken bile
Bir hiç’i sevdiğin.
Acısa için,yansa bile.
Vazgeçmeye başladığında,kayar içinden.
Avuçlarından,kalbinden.
Kayıp Şarkı
Arkada çalan,
Sözlerini duymadığın,
Ezberleyemediğin,
Bir daha duymayacağın,
Senin ona değil,
Onun sana eşlik ettiği,
Kayıp şarkılar gibi.
Hiç
Şimdi artık dönsün dünya,ya da dursun.
Kim ne istiyorsa o olsun.
Kimine göre;
Kendi etrafında ya da başkasının,
Hatta başkalarının.
Kimsenin, hiç kimsenin
Herkesin ve her bir kimsenin.
Yetişmek
Düşündüm ama vazgeçemedim
Her anımda denedim.
Çocuksu bir masumiyet aradım.
Sonra büyüdüğümü farkettim.
Kimseye kızmadım.
En çok ta kendime.
Yetişkin bir anıma rastladım.
Yetişemedim geç kaldım.
Düşündüm ama vazgeçemedim.
Geçip gitmeyi denedim.
Kendi çukurumu kazdım.
Yine kendime çıktım.
Sakin bir anımda saklandım.
Beceremedim sen kaldım.
Kimlere?
Yarına;belki aydınlığa,belki karanlığa.
Hiç durmadan yükselen ruhuna.
Bitmeyen kavgaya,
Başlamayan yalnızlığa.
Sana,bana,onlara.
Kime yazıldığı belli olmayan;
Meçhul mektuplara.
Enseni titreten rüzgarlara.
Elinin gitmediği kağıtlara.
Bekleyen insanlara.
Gelmeyecek olanlara.
Orda
Ruhumun şenlikleri,
Hiç bitmeyen.
Bazen ara verilen.
Vazgeçilmeden,
Çiçeklerini koklarken yükseldiğim,
Ruhumun bahçesinde,
Hiç durmadan koştuğum.
Çimenlerin yeşil lekeleri ile,
Vazgeçmediğim.
Ruhumda olan.
Tam da orda olan
Vazgeçsem de kaçamadığim.
Umutsuzluk/ Bölüm 9
Bırak bi profesyonele gitmeyi,evden çıkacak hali yoktu kadının.Hep gittiği ve çok sevdiği mekanlar uzak gelmeye başlamıştı.Evden dışarı çıkma fikri saçma gelmeye bile başlamıştı.Aslında herşey saçma gelmeye başlamıştı.Bu kısır döngüden kurtulmalıydı,depresyon tamam ama umutsuzluk olamazdı.O noktaya hiç gelmemişti ve neredeyse yalnız olduğu bu dönemde de gelmemeliydi.
Endişe tüm ruhunu bir karabasan gibi sardı.Hayatı boyunca endişelerinin ortasında manevi aslında olmayan hatta hayali sebebler oluyordu.Belki de hayatında ilk defa gerçek elle tutulabilir bir sebebi vardı.
Aslında buna bir fırsat gözüyle bakabilirdi.Ruhunu tanımak için gerçek bir test olabilirdi.Krizden fırsa çıkarmak diye buna denirdi işte.Kendisini endişelerinin,mutsuzluklarının,takıntılarının ve ya takmadıklarının pençesine bırakacaktı.Sonunda –ki tabi sonunu görürse- ne beklediğini düşündü.Bir tür arınma mı,rahatlama mı?Neden bu yola girmak istediğini çok iyi biliyordu ama sonuçlarına hazır olup olmadığı konusunda en ufak bir fikri yoktu.Öncelikle bu soyut evreninden kurtulmalıydı.
Önce kitaplara başvurmayı düşündü.Belki de ona yol gösterirlerdi.Bilişim çağında belki güçlü arama motorlarına başvurabilirdi ama o zamanda konudan sapma olasılığı çok yüksekti.Birine danışma fikrinden hemen uzaklaştı,kimse ile paylaşmak istemiyordu.Kimseyi görmek,iletişime geçmek bile istemiyordu.Tüm ömründe katıksız bir şekilde güveneceği ve kendini teslim edeceği tek insan ölmüştü.Başka kimseye bu kadar güvenmesi gerekmemişti ve içinde bir sızı ile birlikte pişmanlık hissetti.Bu kadar saklı kalmak,kendini tek kişiye hapsetmek,onu kaybettiğinde yaşadığı üzüntünün üstünde bir pişmanlığa yol açmıştı.Kendine kızdı önce,böyle düşünmemeliydi.Riyakarlık yapıyordu ve bundan nefret ederdi.Peki gerçekten olan bu muydu?
Hepsi
Bir umut çevirirsin başını,
Gökten inen yağmura.
Belki dersin,akar gider,
Püru pak olur diye,
İçindeki küflenmiş düşler.
Sormak için belki de çok geç,
Pişman olmak için daha da geç,
Hatta sen bunları hepten geç.
Bahar
En sevdiğim mevsimdi bahar,
Ne çok sıcak,ne çok soğuk.
Kendi içinde uyumlu.
O uyumun içinde biz canlılar,
Gözlerimizi kısarak bakardık güneşe.
En sevdiğim mevsimdi bahar,
Kara bir yokluğa tutsak şimdi.
Çıplak ayak basmak isteğim çimleri
Pencere arkasından görme işkencesi. #şiir
Umt
Kalabalığa karışmaktır umut.
İnsanları izlemek metroda rahatsız etmeden.
Bir mesajı beklemek değil belki ama,
Bir yüzü özlemektir,kim bilir.
Dokunmamayı söyleyen düzene inat;
Sıcaklığa kaptırmaktır tenini.
Hak Etmek
Bunu ikimizde haketmiştik aslında.
Kaldırsaydık belki kafamızı aydınlık göğe,
Düşlerimiz kaybolmazdı belki sonsuzluğumuzda.
Özledik mi,bilmem.
Gözledik mi hiç bilmem.
Emin olmayı istemiyorum bile inan,
Anımsamıyorum sormayı,
Hatırlamıyorum cevaplamayı.
Hep
Hep dinlerim aslında ben seni.
Ne kadar sessiz olursan ol
Yaklaşırım dudağına,
Belki duymak,belki duyurmak için.
Susmaya başlasan, hiç duymasam seni.
Konuşurum senin yerine kendimle,
Deli deseler bile.
Dinlerim ben seni, söylerim hatta
Duyurmak için sesimi.
Boş
Şimdi artık ne desem,
Neden bahsetsem,
Neyi anlasam,neyi anlatsam,
Nerden gelsem,nereye kaçsam.
Sonradan ne yapsam,
Neyi düzeltsem,neyi düzenlesem,
Hangi planı yapsam, vazgeçsem,
Kime ağlasam,kime kızsam.
Mazideki neleri hatırlasam,
Neleri unutamasam, çok isteyip,
Nereye dönmek istesem,
Nelerden pişman olsam.
Belki
Bir otobüs durağında,
Ya da bir deniz kenarında,
Hiç gelmeyek olanı,
Uzaktaki bulutların arasından,
Görmeye çalışmak kadar manasız bir çabaydı.
Hiç bitmeyen, hiç bitmeyecek.
Hep var olana duyulan o umuttu.
Karar
Ne kararlar verildi,
Ve nelerden vazgeçildi kim bilir.
Geçmedi gönül, varmadı.
Gözlerimi dikmiş gibi sevdaya,
Çeviremedim başımı dünyaya.
Kararlar neden verildi,
Ve nerde vazgeçildi kim bilir.
Atmadı gönül,sekmedi.
Elimi sıkmış gibi kavgaya,
Alamadım lafımı karşıma.
Nöbet
Neyin nöbeti bu bilmem.
Işığını gizlemiş, paslı küçük pencereden
Hiç sızmayacak ışığı beklerken.
Ağırlaşan göz kapaklarıma sor kendini.
Hiç kapanmayacak gibi ovduğum,
Kırmızı gözlerime hatta.
Her ne zaman yolladıysan ışığını, söyle!
Bitti nöbet, içimdeki kapıda.
Pencerem de kapalı, gözlerimde seni.
Öyleydi
Güzel bişeyler söylemek istedim.
Yazıyla anlatılan her hikaye gibi,
Her okuyanın güzelliği başkaydı.
Bir kalem ile anlatılabilecek,
Her sır gibi,
Bu da aptalcaydı.
Anlam yükleme sakın!
Her anlam gibi,
Benim ki de saçmaydı.
Öyle Sanmıştım
Seni bir tek ben severim sanmıştım.
Ciğerlerim kururdu nefesinde,
Neydi,ne değildi bilmeden.
Pek de gerek duymadan.
Bir tek ben;seni severim sanmıştım.
Söylerdim ama duymazdın kulaklarında,
Kimdi ya da kiminle sormadan.
Hatta o tarafa bakmadan.
Ben bir tek seni severim sanmıştım.
Rüyaydı,ama hatırlamazdın sabahlarında.
Dünüyle ya da yarınıyla korkmadan.
Bilare bugünü yaşamadan.
?
Artık,
Kim bilir nerede ?
Kimde, dünde, bugünde.
Bir nevi acı,
Hatta ızdırap.
Orda,
Kiminle?
Derinde,
Hatta dipte.
Kararlı,
Tutarsız,
Kayıp sıklıkla.
Özgür belki,
Kendi sahanlığında.
Yanlız hatta,
Olmayan varlığında.
Öyle oldu
Her bir gülümseme.
Her bir zayıflık.
Hep incelik.
Çokça kaçık.
Hiç bir zaman.
Hiç bir kırgınlık.
Hiç durmamak.
Nadiren mantık.
Tam bir kıran
Tam bir karışıklık
Tam aptallık
Bitti sandık.
Yeni hayat
Günün başlangıcı sıkıcı yine
/ne dersen,ne yapsan nafile
/düşünmeye mecalin,konuşmaya kelimen kalmamışken/
uyandırır seni minik bir tekme
/farkına varırsın o zaman yine
/bir hayat var,hem dışarda,hem içerde.
Smb
Bir prenses oturur,
Arabamın arka koltuğunda.
Pamuktan mıdır bilinmez.
Ama belli ki aşktan.
Kokusu akar kanatlarıma,
Kalbi atar damarlarımda.
Ağlar, güler.
Ama nasıl güler.
Dilindeki kelimeler hatırlatır
Mucizemi bana, uyandırır.


